Peter Vlug: “Hollanda baharı”
Rob Vellekoop: “Avrupa cennet değil”

Barış ve Adalet Hareketi, yıllardır dünyada, Avrupa’da ve ülkeleri Hollanda’da olup bitene karşı düşünen, yazan – çizen, araştıran, öğrenen, anlatan, harekete geçmek isteyen bir grup Hollanda vatandaşı tarafından kurulmuş bir Hareket. Şimdilik bir Hareket ama Parti olma başvurusunda bulunmuşlar bile. Mart 2017’de seçimlere giriyorlar. Amsterdam Dam  Meydanında, Ukrayna’nın Avrupa ile Serbest Ticaret Birliği Anlaşmasının Referandumu için HAYIR propagandası yaptıkları sırada, neyyse için sorularıma yanıt veriyorlar. Peter Vlug, Hareket in Lideri. O kadar çok farklı alanlarda çalışmış ki, Bölgesel TV Yayıncılığı, reklam, müzik, sürdürülebilir tarım, ticaret ve vaizlik.  Yazar- Psikolog Rob Vellekoop ise sözcüleri. Beyaz önlük giyiyorlar. Omuzlarında sarı temizlik eldivenleri var. Kendilerini ‘temizlikçi’olarak tanımlıyorlar. “Bu sistemi temizlemeye geldik” diyorlar. Barış ve Adalet Hareketi nasıl oluştu? Sizi bir araya getiren hangi düşünce ve duygular?

Peter: Biliyorsunuz Uluslararası Adalet Divanı  Hollanda’da. Eğer adalet yoksa hiç bir yerde barışı inşa edemezsiniz. Son 100 yıla baktığımızda o kadar çok adaletsiz durum var ki. Önce adaletsizlikleri gidermek istiyoruz. Onun sonucunda da barış zaten kendiliğinden gelecektir, gelir. Hollanda’da pek çok kişi, grup ve küçük kuruluşlar var yüreği yanan. “Bu adil değil, bu korkunç, bunlar uygunsuz, bu nasıl olabilir…” diyen. Bir etkinlik vardı, bu tür rahatsızlıkları olan herkes oradaydı. Bazıları çok radikaldi mesela polise taş atanlar, yangın çıkaranlar falan, romantikler, spiritüalistler,  değişimciler, farklı fraklı gruplar… 10 yıl  İsviçre’de yasadım. Orada gördüm ki, bütün bu parçaları , bir birine uyumlu hale getirecek, bu parçaları bir araya getirecek, pazılı tamamlayacak  bir kişiye, bir harekete, bir oluşuma ihtiyaç var. İsviçre’den Hollanda’ya dönünce dedim ki:” Bu benim misyonum.” İşte o etkinlikte bir konuşma yaptım: “Değişim ve eyleme geçme zamanı. Hadi. Bir şeyler yapmamız gerekiyor, bize katılın” dedim ve bu çok güzel işledi. Bir ivme kazandık ve şimdi eyleme geçme, bir şeyler yapma yani aksiyon zamanı.

vrede en recht semra guzel korver peter vlug Yani sözünü ettiğiniz bu grupların ortak rahatsızlığı mı itici güç oldu?

Evet. Bu farklı farklı gruplardan insanların olup-bitenlere öfkesi itici güç oldu. Hollanda’da 2 milyon insan var ve  bunlar çok kızgınlar, rahatsızlar… Bu kızgın kitle oy vermeye gitmiyor.  Eğer oy vermeye gitseler çok şeyi değişebilirler Hollanda için. Yeterince potansiyel ve umut var. Seçimlerde oylarını alabileceğimiz geniş bir seçmen topluluğu var.  Bu insanlar Barış ve Adalet’e oy verirler. Biz öncelikle, bu sisteme öfkeli grupları, kişileri bir araya getirmeye ve harekete geçirmeye çalışıyoruz. Öncelikli işimiz bu. Çünkü şimdi doğru zaman. Zamanı geldi. Çünkü şimdi bahar. Diyoruz ki, bahar geldi, uyanalım, şimdi aksiyon zamanı aksi taktirde hiç bir şey olmayacak. Daha adil, barışçıl, huzurlu bir Hollanda için hadi hep birlikte bir şeyler yapalım.

Arap Baharı’ndan sonra bir Hollanda baharı söz konusu olabilir yani.

Evet neden olmasın. “Dutch Spring”. Hollanda baharı.

Peki bu insanlar neye öfkeli? 

Peter: Ben inanıyorum ki hemen hemen her Hollandalının, Hollanda halkının büyük bir kalbi ve yüksek bir sesi var. Biz Hollandalılar sesimizi kısmayız. İtirazımızı yapmaktan, söyleyeceğimizi söylemekten korkmayız ve bunu da doğrudan, lafı dolandırmadan, evelemeden gevelemeden söyleriz. Ekonomik sistemde büyük adaletsizlikler var. Son 20 yıldır Biz Avrupa’da Almanmışız gibi muamele gördük. Ama biz Alman değiliz. Hollanda Almanların değil ve biz artık öyle bir noktaya geldik ki “yeter!” diyoruz.

Rob: Avrupa cennet değil ama herkes öyle sanıyor. Bu bir propaganda. Hem kendi halklarına hem dünyaya yapılan bir propaganda. Buradan daha iyi bir yer yok, daha iyi bir yönetim yok propagandası. Hatta demokratik bile değil bana göre. Buradaki şovun adı demokrasi. Bu referandum da bir şov. 2005 yılında da Hollanda halkı AB Anayasasına da HAYIR demişti lakin ne oldu…  Eski Yunanistan Ekonomi Bakanı Yannis Varoufakis söylemişti “AB bir diktatörlük” diye. Euro Grubu, çok uluslu holdingler, bazı güç odakları yönetiyor AB’yi. Yannis Varoufakis’in bu konuya dair açıklamalarda bulunduğu bir linki verebilirim. Okuyucularınızla paylaşın lütfen. https://www.youtube.com/watch?v=PjrjO0d7fvI 20 yıl sonra Hollandalılarla konuşursanız büyük bir çoğunluğun AB’yi istemediğini görürsünüz. Halklar huzur ister, temel ihtiyaçları karşılansın ister, kendi kendine yetsin ister, basit bir yaşam ister.

vrede en recht rob vellekoop semra guzel korver

Yani siz Avrupa Birliğine karşısınız ve ayrılmak mı istiyorsunuz?

Peter: Büyüyen AB sadece bankaların, bankerlerin, çok uluslu şirketlerin işine yarıyor inanın. Ayrıca Fransa, Almanya, İngiltere için de HAYIR diyorum. Bizim kendi kimliğimiz var.  Almanların, Fransızların kendi kimliği var. Herkes kendi kimliğini, değerlerini korumalı. Saygı duyalım birbirimize ama küçülelim. Büyümenin kimseye faydası yok. Sade vatandaşa faydası yok. Her şeyi küçültmek , her şeyi daha idare edilebilir kılar.

Temmuzda Büyük Britanya’da referandum olacak AB ile yola devam etme veya ayrılma konusunda, tahminleriniz ne?

Peter: Umarım biz İngilizlerden önce, Hollandalılar olarak AB’den ayrılırız. Bunun en kısa zamanda gerçekleşmesini diliyorum. Sahiden, inanın.  Yunanistan’ın AB’den ayrılmaması çok üzücü. Üstelik halkın büyük bir bölümü bunu istemişken. Yunan Hükumetinin direnişi, tavrı bir gecede değişti? Bilmiyorum bir gecede ne oldu, ne tür baskılara maruz kaldılar da ayrılmaktan vazgeçtiler. AB’nin dağılmasını istiyorum cidden. Çünkü bu yanlış.  Bu Avrupa halkları için iyi ve güzel değil. Bu bankerler ve çok uluslu şirketler için harika bir şey. Politikacılar yönetmiyor ki AB’yi. Brüksel yönetmiyor. Bence AB politikacıları Euro Grubu, bankerler tarafından yönetiliyor. Politikacıların çoğu bu şirketlere dahil. Lobiler, bürokratlar, parlamenterler kendileri için para istiyor, kendi geleceklerini düşünüyorlar sadece ve gerçekleri halklarından gizliyorlar.

Rob: Ben de İngiltere’nin AB’den ayrılmasını çok istiyorum. İngiliz halkının da bunu istediğini düşünüyorum. Ancak, iktidarı, gücü elinde tutanlar, çıkarları olanlar ayrılmak istemiyor. Referandumda EVET çıksa bile bir şekilde bu güçler bir yolunu bulup AB’de kalmayı ve çıkarlarını kaybetmemeyi sağlayacaklar gibi geliyor bana.

vrede en recht peter vlug neyyse  

“Artık yeter” diyorsunuz. Ne için ya da neler için artık yeter?!

Peter: Değişim ve değerlendirme zamanı. Hollanda’da sadece 150 politikacı var. Biz bu 150 politikacının yaptığından daha fazlasını yapabiliriz. Onlar halkın yarısını temsil etmiyorlar. Normal demokratik yollarla, şiddete başvurmadan yeniden kurmak zorundayız düzeni. Daha fazla beklemeden, daha fazla uyumadan, daha fazla tüketmeden, patlamadan… Bizim dedelerimiz-ninelerimiz bizden daha zengindi ama bizim çocuklarımızın şimdi bizden daha az parası var ve borç içindeler. Şimdi bizler dedeler ve nineler olarak bunu düzeltmek zorundayız. Anne-babalarımızın ve dedelerimizin bize sağladığı güzel yaşantıyı çocuklarımıza sağlamalıyız. Bu milleti yeniden borçsuz hale getirmeliyiz. Bu bir prensip meselesi aynı zamanda.

Rob: Nelere karşı olduğumu düşünmek istemiyorum aslında şöyle düşünmek istiyorum. Neleri arzu ettiğimi, favorilerimin ne olduğunu düşünmek istiyorum. Benim favorim iyi harmoni edilmiş bir toplumda yaşamak. Benim favorim herkesin temel ihtiyaçlarını rahatlıkla sağlayacak bir gelire sahibi olması. Milyonlarca insan boşu boşuna acı çekiyor. Çünkü herkese yetecek kadar her şey varken, sadece insanların çok küçük bir bölümü her şeye ama her şeye sahip.

vrede en recht rob vellekoop neyyse semra guzel korver  

O zaman şöyle sorayım kısaca nelere HAYIR diyorsunuz?

Peter: Dört ana maddemiz var HAYIR dediğimiz : En başta savaşa, bu ekonomik, politik ve çevre yönetimine , aslında özetle bu sisteme HAYIR diyoruz.

Peki Ukrayna ve AB arasındaki Serbest Ticaret Antlaşmasına neden HAYIR diyorsunuz?

Rob: Çünkü Avrupa, Euro genişlemek istiyor. Ukrayna ile anlaşma imzalamak istiyor. Hollandalılar bunun için karar vermek zorunda. Avrupa suç alanını genişletmek, büyümek, başka ülkeleri de egemenliği altına almak istiyor. NATO’ya silah vermek istiyor. Tamamen karşıyız buna. Avrupa’nın bu büyüme isteği Rusya ve Çine de tamamen yanlış sinyaller veriyor. Biz bu suça ortak olmak istemiyoruz.

Peter: Ukrayna halkına bol şans diliyorum. Çok hoş insanlar. Tanrı onları korusun. Bu anlaşmanın onlara hiçbir karı yok. Ah bunu bir görseler, fark etseler. Bu anlaşmadan sadece çok uluslu şirketler, bankalar, bankerler, lobiler kar edecek.

Barış ve Adalet olarak karşı olduklarınızın yerine ne öneriyorsunuz?

Özetle şunu soruyorum: Sistemi nasıl değiştireceksiniz?

Rob: Sistemi değiştirmek için önce insanları uyandırmanız gerekir, kendilerini değiştirmeleri konusunda. Sistem kişilerin vicdanlarının, bilinçlerinin  toplamıdır aslında. Bizim vicdanlarımızın yansımasıdır sistem. Sistemin girişi yoktur. Sistem bir yere giremez. İnsanlar sisteme giriş yapar. Bizim vicdanlarımızın yansıması ise sistemi etkiler. Sonuçta sisteme katılan biziz. Biz Barış ve Adalet olarak öncelikle insanlarda bir farkındalık, bir başka dikkat yaratmalıyız ki öncelikle kendilerine, kendi vicdanlarına, kendi bilinçlerine baksınlar. Bu bir eğitim.

vrede en recht rob vellekoop rob van der zon neyyse semra guzel korver

Bunu nasıl sağlayacaksınız?

Rob: Bunun pek çok yolu var. Bizim seçtiğimiz yol: Medya ekipleri ile başlamak işe. Medya ekipleri kendi bölgelerindeki insanları uyaracaklar. Öncelikle olup-bitenlere farklı bir gözle bakmalarını sağlayacağız ve sonra da bunun fotoğrafını çekeceğiz ve diğer insanlara göstereceğiz Yani öncelikle farkındalık yaratarak başlayacağız. Her şey kişinin kendinde başlar ve biter. Ne kadar çok kişinin kendi değişim ve vicdani sorgulamasına eşlik edersek toplumu da o kadar değiştirmiş oluruz İnsanoğlunun farkındalığı bin yıllardır devam ediyor. Biz küçük bir süreç yapıyoruz  yer yüzünde. Bu dünyadaki varlık süremiz limitli. Ve her zaman abartıyoruz, diyoruz ki: “Ömür sürdüğüm bu dönemde dünyayı değiştireceğim.” Yok böyle bir şey.Bu yüz yıllar sürer. Bizim hayat süremizi aşar.Bir şeyler değişecekse sizin ömür sürdüğünüz dönemde bu çok küçüktür.Hangi dünyayı değiştireceğiz? Bütün dünyayı mı, kendi dünyamızı mı? Barış ve Adalet, insanların kendilerini oluşturmaları konusunda onlara destek olacak, eğitimler verecek. Eğer kendinizle ve çevrenizle  ilgili negatif yargılarınız varsa, önce bunu değiştirmeniz, kendinizi oluşturmanız, yine yeniden keşfetmeniz, öz saygınızı kazanmanız gerekir. Kendinizden ve çevrenizdeki insanlardan memnun olmaya başladığınız da huzuru da bulursunuz. Çevrenizi değiştirmekten ziyade,  önce kendinizi değiştirmelisiniz. Öz saygı çok önemli. Önce kendi öz saygınız kazanmalısınız. Bu herkes için başlangıç noktasıdır. Öz saygı sizin kendinize nasıl baktığınız, ne hissettiğiniz, kendinizi nasıl gördüğünüz ve etrafınıza nasıl baktığınız anlamını taşır.  Zaten kimseyi de değiştiremezsiniz. Kendinize, içinize bakış açınızı değiştirdiğinizde artık daha huzurlu olabilirsiniz, kendinizi etkileyebilirsiniz. Değişmesi gereken sizsiniz.

İnsanların nasıl öz saygılarını nasıl kazandıracaksınız ya da yükselteceksiniz?

Kolay! Bunun için metodlarım var. Formül şu: Negatif duygularına bak ve bundan öğren ve gerçekle iletişim kur. Negatif duygularınla yüzleş. Bir şey istediğinizde ve o şey olmadığında negatif duygulara kapılırsınız. Mesela işte o zaman dönüp bakın, dünyayı- dünyanızı değiştiremezsiniz, olmamıştır istediğiniz. Kabullenirsiniz durumu. Bu negatif duyguları hissetme-meye başlarsınız ve harekete geçersiniz. Negatif duygular bizi dondurur. Negatif duyguları olan insanlar zayıftır. Pozitif duygular yükseltir. Pozitif duygular dondurmaz, harekete geçirir insanı. Önce negatif duygularını fark et, tespit et, kabul et! Çöz onları ve harekete geç. Bütün röportajlarımda bunun altını mutlaka çiziyorum. Bazen insanların buna hazır olmadıklarını görüyorum ve soruyorum o zaman: “Ne elde etmek istiyorsunuz? ” Öz saygı kazanılmadan isteklerinizi elde edemezsiniz. Negatif duygularınızla hesaplaşmadan istediklerinizi elde edemezsiniz çünkü harekete geçemezsiniz…

vrede en recht rob vellekoop peter vlug belgium radio neyyse semra guzel korver

Medyanın size ilgisi nasıl?

Peter: Medya objektif değil hükmet objektif değil. Bir şey bekleyemezsiniz zaten objektif olmayan bu durumlardan. Bize yer vermelerini falan beklemiyorum. Bizim söylemlerimiz onların işine gelmiyor. Ayrıca bizimle ne yapacaklarını da bilmiyorlar sanırım. Kim bu temizlikçiler? Ne yapıyorlar? Finansal problemleri tesçilliyorlar… Biz hazırlanıyoruz, parlamentoyu temizleyeceğiz. Biz temizlikçiler geliyoruz,11 ay sonra işlerini kaybedecekler. Zaten medyaya önünde politikacı gibi hareket etmekten, konuşmaktan nefret ediyoruz o yüzden kendimize temizlikçi diyoruz. Yani bu bir temizlik hareketi bir yandan da.

Ama demokratik yollarla bu işi çözmek istiyoruz diyorsunuz bunun yolu politikadan ve parlamentodan geçiyor öte yandan politikacı gibi görünmekten hoşlanmıyorsunuz bu bir çelişki değil mi?

Peter: Evet bu çelişki… temizlikçiler bir binanın önüne giderler ve normalde “hey biz yine geldik, işimizi yapacağız-temizleyeceğiz buraları” derler ve kollarını sıvayıp işe koyulurlar. Evet biz beyaz önlüklerimizi giyip parlamentoyu ve o kirli, kirlenmiş, kirletilmiş insanları temizlemeye geliyoruz. Bizim pek çok liderimiz, pek çok sözcümüz var. Hem halkın hem de medyanın önünde konuşacak. Bir temizlik ekibinin çok da lidere ihtiyacı yoktur. Herkes kendi içinde bulunduğu alanı temizler ve işi bitirir. Biz diyoruz ki medya mensuplarına, “Kiminle isterseniz onunla konuşun. Hepimiz temizlikçiyiz.” Bir tek lider, bir tek sözcü çok baskı yaratır o kişi üzerinde. Ayrıca biz bununla kariyer yapmak istemiyoruz ki. Kim lider olacak, kim sözcü olacak… falan filan… Parlamenterler binlerce Euro kazanıyor, kariyer öznesi hepsi.  Öte yandan oylarını aldıkları insanlar sokaklarda işsiz, evsiz…  Parlamenterlerin kariyeri var, insanlar iş bulamıyor… böyle bir şey olamaz. Çok ayıp!

Rob: Hollanda medyası bizi yok sayıyor. Bu onların problemi. Mesajlarımız onlar için tehlikeli. Biz herkes için temel bir gelir istiyoruz bundan hoşlanmıyorlar. AB’den ayrılmak istiyoruz, hoşlanmıyorlar. Euro kullanmak istemiyoruz bundan hoşlanmıyorlar. NATO’dan ayrılmak istiyoruz bundan hoşlanmıyorlar, insanları uyandırıyoruz bundan hoşlanmıyorlar…  Medya ve eğitim çok önemli iki güç toplumu etkilemek için.Nasıl bir toplum istiyorlarsa eğitim sistemini ve medyayı istedikleri gibi dizayn ediyorlar, politikayı ve gücü elinde bulundururlar.Medyadan  ne istiyorlarsa, yaptırıyorlar. Bakın çoğunluk savaş istemiyor ama savaş hala devam ediyor. Çünkü medyada bu pompalanıyor sabah akşam. Toplumun küçük bir bölümü her şeye sahip olmak istediği için geri kalanı acı çekiyor. Bizler tehlikeliyiz medya ve onları yönetenler için. Milyonlarca Hollandalı bize katılınca hep birlikte temizleyeceğiz bu kirleri. Biz kendi medyamızı kendimiz oluşturacağız, oluşturmaya başladık zaten. Hollanda çapında 60 medya ekibi kuruyoruz. Ayrıca bazı web siteleri, bazı radyo istasyonları, bazı lokal televizyonlar, Belçika, Ukrayna ve Rusya basını bize yer verdi. Ana akım medyadan tıs yok tabii.

vrede en recht  36 referendumstedentoerbus semra guzel korver

Hollanda ekonomisi dünyanın hatırı sayılır büyük ekonomilerinden biri. Pek çok ülke insanı burada yaşamaya can atıyor ve siz ekonomik sistemi değiştirmekten söz ediyorsunuz?

Neler yapacaksınız?

Bu sizin nereden baktığınıza bağlı. Ben 58 yaşındayım. Çocukluk ve gençlik yıllarımın Hollanda’sını biliyorum. Euro öncesi Hollandayı biliyorum. Annemin-babamın ve dedelerimizin yaşadığı Hollandayı ve bizlere daha daha iyi bir Hollanda bırakmak için nasıl çalıştıklarını biliyorum. Biz de bir söz vardır: “Tanrı dünyayı yarattı, Hollandalılar Hollanda’yı.”  Biz çalışkan bir toplumuz. Mortage ve faiz sisteminin insanlara nelere mal odluğunu görüyorum. Bankalar insanların evlerine el koydu. İnsanlar aldıklarından çok daha ucuza evlerini satmak zorunda ve hatta satamıyor bile. Sosyal devlet ilkelerinden her geçen gün uzaklaşılıyor. İnsanlar işsiz. En temel ihtiyaçlar karşılanamaz oldu. Evsizler ve işsizler yemek kuyruğuna girmeye başladıysa ve bu sayı arttıysa sistemi değiştirmek ve buna bir dur demek gerekir. Düşünebiliyor musunuz Hollanda’da insanlar yemek kuyruğuna giriyor günde üç öğün. Olacak şey değil. Çok ayıp, çok günah! Bu sistemi işletenler utanmıyor bundan. Mesela bizim ilk yapmak istediğimiz şey her evin kendi enerjisini üretmesi. Bilimsel veriler gösteriyor ki, kendi enerjinizi üretebilir, ürettiğiniz ölçüde de bağımsız, özgür ve kendi kendine yeter olabilirsiniz. Hollanda’da bu yapıyı kurabiliriz. üretebiliriz. Bu potansiyel var bu ülkede. Ürettiğiniz enerji sistemi  ile her ev kendi elektriğini, ısınma sistemini kendi üretebilir. 10 yıl içinde Hollanda’daki bütün evleri bu sisteme çevirebiliriz. Böylece petrole ve gaza ihtiyacımız kalmaz artık. Sonra ülkenin her yanında sürdürülebilir organik ve doğal tarım yapılanması başlatacağız. Halkımızı zehirli, kimyasal gıdalardan ve beslenmeden de kurtaracağız. Bunların hepsi bir süreç ve biz planlamasını yapıyoruz.  

Günümüzde herkes bu bilimsel verilere ve yöntemlere sahip.  

Bu kadar kolay ise  neden kimse yapmıyor o zaman?

Sadece siz mi akıl ettiniz?

Peter: Bütün borsalardaki hisselerin sahiplerine bir bakın. Enerji üreten şirketler, petrol holdingleri, gaz patronları.Şu anda dünya petrol, silah ve uyuşturucu endüstrisi ile dönüyor. Eğer 10 yıl içinde kendi kendini döndüren evler yaparsak başkanlar, şahlar, baronlar, sultanlar, çarlar, krallar  var ya işte bunların hepsinden kurtulmuş oluruz.Gıda ve tarım  endüstrisi bizim sağlığımızla oynuyor. Bizi her gün damla damla zehirliyor. Geleceğimizi mahvediyor. Bütün ekonomik yapılanmalar kendi kendini üretme ve döndürme, sürdürülebilir olma üzerine kurulmalı ve biz bunu gerçekleştireceğiz. Bütün plan ve çalışmalarımız bu yönde.

Rob: İnanın göreceksiniz halk da ellerine süpürge ve toz bezlerini alıp bize katılacak. Onlar da savaş istemiyor, barış istiyor.  Biz her vatandaşın acı çekmek yerine yaşamdan zevk almasını istiyoruz. Onlar da huzur istiyor, kendi ayakları üzerinde durmak istiyor. 2017’de Hollanda Parlamentosuna gireceğimize inanıyorum ve hep birlikte harmoni içinde yaşayalım istiyorum.

vrede en recht rob vellekoop rob van der zon peter vlug neyyse semra guzel korver

Günümüzde hemen hemen her yerinde sizin söylemlerinize benzer sözler söyleniyor. Gazeteciler, akademisyenler, aydınalr,  yazarlar-çizerler… Konuşmak ve harekete geçmek, söylemek ile yapmak arasında çok büyük fark var. Belki sizinde belirttiğiniz gibi insanlar bile bile kendilerine söylenen yalanları yine aynı politikacılara oy veriyorlar. 

Konuşmaktan nefret ediyorum zaten. Evet konuşmayı severim ama biraz konuştuktan sonra hadi gidelim, bir şeyler yapalım, hadi harekete geçelim diyorum. Konuş konuş nereye kadar. Eger biliyor ve sadece konuşuyorsanız, üzügünüm ama vicdaninizda bir sorun var demektir.Ben bütün gün yazıyorum, telefon ediyorum, organizasyonlar yapıyorum, insanları bir araya getiriyorum.Öylece duramam, oturamam ya da sadece konuşup duramam, o aptal kutusu televizyona da bakamam bütün gün. Bir şeyler yapmam lazım.Tansiyonum ve ateşim var öylece oturup seyredemem olup – biteni. Bir şeyler yapmalıyım. Toplumun çok küçük parçası bir şeyler yapıyor. Çoğunluk hiçbir şey yapmıyor, bir şeyi değiştirmeye çalışmıyor. Çünkü korkuyor. Sadece öz saygısı yüksek olan çok küçük bir grup bir şeyler yapıyor ya da yapmaya çalışıyor.Bir tarafta korkan insanlar bir tarafta öz saygısı olan insanlar.  Korkular azalıp öz saygı başlayınca, insanlar sorumluluk alıyor yavaş yavaş, harekete geçiyor.İşte bunun için hep söylüyorum insanlar önce kendi kafalarını değiştirmeli. Öz saygı büyümeli.Öz saygı büyüdükçe korku da azalır ve insanlar kendi gelecekleri ve hayatları için reaksiyon göstermeye başlar

Peter: 2. Dünya Savaşında Hollanda işgal edildiğinde insanların yüzde 2,5 kadarı  Almanlarla işbirliği yaptı. Yüzde 2,5 da savaştı düşmanla. Yüzde 95’i de sadece seyretti. Bugün de insanların çoğu seyrediyor ama yüzde 2,5 ile de çok şey yapılabildiğini tarihi deneyimimiz bize gösterdi. Ben inanıyorum ki, biz politik sistemi ve para sistemini değiştirebiliriz. Yeni politikalarla, yeni para sistemi ile , yeni çevre ve enerji düzenlemeleri ile değiştirebiliriz. Hele faiz çok kirli bir şey. Kuran’da da İncil’de de bunun iyi bir şey olmadığı yazılı. Her şey daha ucuz olur faiz sistemi olmazsa.

Hollanda ve Dünya için hayaliniz ne?

Peter: İncil Babil hakkında yazar. Diğer kutsal kitaplar da yazar Babil hakkında. Onlar tek din, tek para birimi, tek dil ve tek lider istiyorlardı. Kapitalizm şimdi bununla uğraşıyor. Tekrar nasıl Babil olabiliriz diye.Tek para bütün merkez bankaları bunun için var. Tek din ki bu İslam ve Hristiyanlığın karışımı bir din Chrislmam,  bunu için Vatikan çalışıyor.  Tek dil ve tek yönetici yani yeni bir firavun, bu yeni zamanların düzeni için…İşte bundan sonraki adımlar bunlar olacak. Bu çok şeytanca, çok yanlış. Bununla hepimiz savaşmalıyız. Tıpkı Babil’de olduğu gibi “biz ne istersek yaparız biz Tanrı gibiyi”z diyecekler. Bu çok tehlikeli ve bu tehlike çok yakınımızda. Hepimiz savaşmalıyız bunla. Temizlemeliyiz, temizlik şart. Ülkemin ve dünyanın Babilleşmemesini ve bunun için herkesin uyanık olmasını diliyorum.

Rob: Hem Hollanda’da hem Dünya’da harmoni içinde yaşamak istiyorum.

semra güzel korver

fotoğraf: marcel korver

Yorumlar

%d bloggers like this: